YAĞ ENJEKSİYONU

İnsan vücudundaki ideal yağ oranı seviyesinin erkeklerde yüzde 15, kadınlarda ise yüzde 22 civarında olduğu bilinmektedir. Bu yağ oranının fazla olduğu veya dağılımının homojen olmadığı durumlarda liposuction yöntemi ile yağ dokusu alınabilmektedir. Zaman içinde alınan bu yağ dokusunun steril şartlar altında vücudun başka bölgelerine enjekte edilerek o bölgelere dolgunluk kazandırılabileceği, kırışıkların azaltılabileceği anlaşılmıştır. Teknolojik ilerlemelerle birlikte yağ santrifüj edilerek yoğunlaştırılabilmekte, bu yağların enjeksiyonu yüz, el, kalça, bacak ve göğüs gibi bölgelere yapılarak, bu bölgelerde hacimsel büyüme ve/veya gerginleşme sağlanmaktadır.

Diğer dolgu maddeleri ile de bu işlem yapılabilmektedir, fakat yağ enjeksiyonu metodunda kişinin kendi yağı kullanıldığı için allerji ihtimali hiç olmamakta, yağ dokusundaki kök hücreler sayesinde yağ dokusunun enjekte edildiği bölge cildinde gençleşme, dolgunluk ve parlama sağlanmaktadır.

Sentetik dolgu maddelerinin yağ enjeksiyonuna avantajı, cerrahi işleme gerek duymadan direk poliklinik şartlarında yapılabilmesidir. Yağ enjeksiyonunda ise, enjekte edilecek yağı temin etmek için liposuction yöntemiyle karın, kalça, uyluk içi, vb. bölgelerden cerrahi olarak yağ çekilmesi gerekir. Çekilecek yağ miktarına göre lokal veya genel anestezi tercih edilebilir. Bu yağlar yıkanıp süzüldükten veya santrifüj edildikten sonra enjektörlere çekilip istenen bölgeye (yüz, eller, meme, kalça, vb.) enjekte edilir.

Vücut ve yüz yılların ve yerçekiminin etkisinden aynı şekilde etkilendiği için genellikle homojen yaşlanır. Bu nedenle plastik cerrahide kombine ameliyatlar çok sık uygulanmaktadır. Yağ enjeksiyonu da pek çok ameliyatla (yüz germe, blefaroplasti, liposuction, meme büyütme, vb.) kombine yapılabilecek bir işlemdir. Yağ enjeksiyonu saf estetik işlemler dışında, travmalara veya kanser cerrahisine bağlı oluşmuş doku kayıplarını telafi etmek/rekonstrükte etmek için de kullanılabilir.

Yağ enjeksiyonu işlemi tek başına, diğer işlemlerle kombine edilmeden uygulandığında alınan yağ miktarına da bağlı olmak üzere 30-60 dakika kadar sürer. Ameliyat sonrası birkaç saat dinlenmeden sonra taburcu olunabilir. Şişlik ve morluk oluşmunu engellemek veya azaltmak amaçlı soğuk uygulama yapılabilir.

Sentetik dolgular 8-12 ay içinde erirken, verilen yağ dokusunun %60-70’i 6-9 ay içinde erir, başka bir deyişle enjekte edilen miktarın %30 kadarı kalır. İstenen hedefe ulaşabilmek için 2-3 seans yağ enjeksiyonu yapmak gerekebilir. Vücudun yüzümüz gibi hareketsiz bölgelerine yapılan yağ enjeksiyonu daha kalıcı olurken, bacak gibi hareketli bölgelere yapılan enjeksiyonlar daha az kalıcı olabilir. Enjekte edilen yağ dokusunun kalıcılığını arttırmak için çalışmalar devam etmektedir ve bu amaçla yağ dokularına PRP ve kök hücre ilave edilmesinin faydaları gösterilmiştir. Fakat bu işlemler ek maliyet gerektirir.

Yağ enjeksiyonu sonrası, yağ alımında kullanılan kanülün giriş deliklerinin bulunduğu bölgelerde 2 milimetrelik belli belirsiz bir iz kalır. Yağ enjeksiyonu özel enjektör iğneleri ile yapıldığı için enjeksiyon yapılan yerlerde iz kalmaz.

Yağ enjeksiyonundan sonraki iyileşme süreci her bireyde farklı olmakla birlikte yüze yapılan enjeksiyonlarda şişlikler ve/veya morluklar 7-10 gün sürebilir. Morluklar 1 haftada geçse bile şişliklerin geçme süresi kişisel farklılıklara göre daha da uzayabilir.

Erken dönemde karşılaşılabilecek riskler her türlü cerrahi işlemde karşılaşılabilecek problemler olan enfeksiyon şeklinde özetlenebilir. Enfeksiyon genellikle ağızdan antibiyotiklerle kontrol altına alınabilir. Yağlar simetrik enjekte edilmezse nadir de olsa asimetri gözlenebilir. Yağların bir kısmı eriyeceği için bir süre sonra dolgunluk kaybı ve tekrar enjeksiyon ihtiyacı oluşabilir. Ciltteki duyu değişimleri geçicidir. Enjeksiyon düzgün yapılmazsa bu bölgelerde yağın ele gelen kitle haline gelmesi söz konusu olabilir.