JİNEKOMASTİ

Erkeklerde meme ve yağ dokusunun artıp kadın tipi meme şeklini almasına Jinekomasti denir. Erkek toplumunda azımsanmayacak miktarda, ortalama %50 oranında görülür. Erkeklerde bu durum özellikle yaz aylarında deniz ve havuza girerken utanma, hatta kendini yüzmeden mahrum etme, özgüven kaybı ve slim fit kıyafetler yerine bol kıyafetlerin tercih edilmesiyle sonuçlanır.

Bu problem genellikle ergenlik döneminde kilolu olan erkek çocuklarında ve 40’lı yaşları geçmiş erkeklerde daha sık görülür. Jinekomasti, sağlıklı bir insanda nedensiz olarak ortaya çıkabildiği gibi, hormonal bozukluklar, aşırı kilo alımı, bazı ilaçlar (vücut geliştirmecilerin kullandıkları steroidler ve gıda takviyeleri) ve tümörler (testis tümörü), karaciğer hastalıkları nedeniyle de tek veya çift taraflı olarak ortaya çıkabilir.

Ameliyat öncesi altta yatan bir sebep varsa tahliller ve meme ultrasonu ile öncelikle bu problem tespit edilmeli, metabolik bir problem varsa endokrinoloji bölümü tarafından çözülmelidir. Tahlillerde patolojik bir neden bulunamadıysa hastaya estetik amaçlı jinekomasti ameliyatı yapılabilir.

Büyüyen meme dokusunun yapısına göre jinekomasti: glanduler, karışık ve yağlı tip olmak üzere üçe ayrılır.

  1. Glandüler Tip: Sert meme dokusunun ağırlıkta olduğu; ağrılı olabilen ve meme dokusunun cerrahi olarak çıkartılması gereken tipidir.
  2. Karışık Tip: Glandüler doku ve yağ dokusu fazlalığının benzer oranda olduğu jinekomasti tipidir; cerrahi ve yağ alma (liposuction) kombine edilerek başarılı bir sonuç elde edilir.
  3. Yağlı Tip: Yağ dokusunun ağırlıkta olduğu, genellikle kilolu kişilerde görülen jinekomasti tipidir; sadece yağ alma (liposuction) tedavi için yeterli olabilir.

Meme dokusunun yapısına karar vermek için muayenenin yanı sıra ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleri de yardımcı olabilir.

1973’te Simon tarafından yapılan başka bir jinekomasti sınıflamasında meme dokusunun büyüklüğü ve deri fazlalığı değerlendirilir:

  • Tip I: Meme başının altında küçük ve sert bir meme dokusu vardır, cilt fazlalığı yoktur. Meme başına yapılan küçük bir kesi ile girilerek bu dokunun cerrahi olarak çıkartılması yeterlidir.
  • Tip IIA: Memelerin orta derecede büyüklükte olduğu, deri fazlalığı olmayan jinekomasti tipidir. Glandüler dokudan zenginse meme başından kesi yapılarak, yağdan zenginse liposuction yöntemiyle yağlar uzaklaştırılarak tedavi edilir.
  • Tip IIB: Memelerin orta derecede büyüklükte olduğu, deri fazlalığı da eşlik eden jinekomasti tipidir. Bu tiplerde ağırlıklı olan meme dokusu tipine göre; sadece liposuction, sadece cerrahi veya ikisi birlikte uygulanarak tedavi edilir. Özellikle lazer liposuction yönteminin lazer sıkılaştırma özelliği de olduğu için, ameliyatta lazerle sıkılaştırma işlemi yapıldıysa deri sarkması genellikle ameliyattan sonraki 3 aylık dönemde kendiliğinden geriler. Ameliyattan sonra kullanılan korselerin de yardımıyla cilt sıkılaşır ve deri çıkartmaya gerek kalmaz.
  • Tip III: Memelerin fazla büyük olduğu, ciddi deri fazlalığının da eşlik ettiği jinekomasti tipidir. Deri fazlalığı nedeniyle meme başı aşağıya sarkmış olabilir. Böyle memelerde meme başı orijinal yerine taşınır ve cilt çıkartılması da gerekir. Cilt çıkartılması kesilerle yapılır; buna bağlı olarak meme başı çevresine ilave olarak meme altı katlantıya inen dikey veya ters-T şeklinde iz kalır. Hasta iz istemiyorsa sadece meme dokusu alınabilir, cilt 1 yıl içinde gergin olmasa da mutlaka bir miktar toparlanacaktır.

Jinekomasti ameliyatına karar vermeden önce deri fazlalılığının miktarı, meme ucundaki sarkmanın derecesi, memedeki glandüler ve yağ doku oranları, meme başındaki kahverengi kısmın boyutunu muayeneyle değerlendirilmelidir. Tek bir ameliyat seçeneği olmadığı için seçilecek cerrahi yönteme de (izler açısından) hastayla konuşarak karar verilmelidir.

Jinekomasti ameliyatı çok küçük ve sınırlı doku çıkarılacaksa sedasyon ve lokal anestezi altında, aksi takdirde genel anestezi altında yapılır. Ameliyat, tercih edilen yönteme göre 1-2 saat sürer. Sadece liposuction yapıldıysa dren koyulmasına gerek olmaz, fakat kesi ile yapılan yöntemde içeride kan ve sıvı birikimine engel olabilmek için dren yerleştirilmesi gerekebilir. Hastaya sadece liposuction yapıldıysa aynı gün taburcu edilebilir, fakat kesi yapılıp dren yerleştirildiyse 1 gün hastanede kalınması uygun olur. Drenler genellikle 1-2 gün sonra çekilir, dren çekildikten 2-3 gün sonra banyoya izin verilir. Eriyen dikişler kullanıldıysa dikiş alınmaz, aksi takdirde dikişler 7 gün sonra alınır.

Ameliyattan sonra meme bölgesinde şişlik ve morluklar olması normaldir. Morluklar 1 haftada geçse de şişliklerin geçmesi 3-4 hafta sürer. Laser liposuction ile jinekomasti tedavisinin en büyük farkı ameliyat sonrası toparlanma ve normal hayata dönüşün daha hızlı olmasıdır. Kan damarları hasarlanmadığından ameliyat sırasında kanama ve sonrası morarma diğer tekniklere göre daha az görülmektedir.

Ameliyattan sonra kan ve sıvı birikimin önlemek, ödemi azaltmak, derinin zemine adaptasyonunu ve sıkılaşıp toparlanmasını sağlamak için 3-4 hafta süre ile özel bir korse veya bandaj kullanmak gerekir. Ameliyat sonrasında yara iyileşmesinin iyi olabilmesi için 4-6 hafta süreyle kolların kullanılmasını gerektiren ağır spor aktivitelerinin yapılmaması gerekir.

Sadece yağ çekilmesi işlemi uygulandığı durumlarda kanül giriş delikleri 3-5 mm olduğu için iz kalmaz. Meme başından cerrahi olarak girildiğinde ise kesi kahverengi beyaz ayrımında kaldığı için iz belli olmaz.

Erken dönemde karşılaşılabilecek riskler her türlü cerrahi işlemde karşılaşılabilecek problemler olan kanama, enfeksiyon ve yarada açılma şeklinde özetlenebilir. Geç dönemde karşılaşılabilecek istenmeyen durumlar az doku çıkarılmasına bağlı meme dokusu kalması veya asimetri gelişmesi olabilir. Bu durum zamanla düzelebildiği gibi ek bir cerrahi girişime de ihtiyaç duyulabilir. Ameliyattan sonra birkaç ay ameliyat sahasında hassasiyet ve meme başında his azalması görülebilir, fakat bu durum geçicidir. Jinekomasti ameliyatı sonrası memelerde tekrar büyüme, çok aşırı kilo alınmadığı takdirde görülmez.